Sayfalar

Hayat! Bu kadar mi bence degil :)

Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabini alip okumaya basladim ama 160. sayfalara geldigimde anlamadigimi fark ettim. Zaten 100. sayfalarda anlamamaya basladim da inatla okudum. Simdiyse hersey karisti, kitabin konusunu bile unuttum :)  

Yatagimdaki Dusman filmini izledim bugun, Julia Roberts oynuyor, seviyorum bu kadini. Guzel bir filmdi. Sinemada en son Suyun Sesi filmini izledim. Fantastik film sevenler begenir diye dusunuyorum. Suyun icinde insansimsi bir yaratik yasiyor. Bende bu filmden sonra denizden bi yaratik cikacakmis gibi hayal ediyorum. Zaten cocukken trafik canavarini gercek saniyordum ve Van'da yasiyor saniyordum. Van golunden cikip arabalariyla seyahat edenleri olduruyordu yani benim icin oyleydi bir sure. Neden Van?! Sanirim cocukken Van'da meydana gelen bir kazayi izlemistim ve haberde trafik canavari can aldi yaziyordu Bende hikayeyi ilerlettim Van golunde yasadigina karar verdim. Canim cocukluk iste :)

TEGV'de gonulluyum bugunde ordaydim. 4. siniflarin Ingilizce derslerine giriyorum. Biri saati soracakken saat kac degilde saate bak dedi. Bende kolumdaki saate baktim sonra ciddi bir ifadeyle 'baktim' dedim hahaha cocuk bir sasti yaniiiii saat kac ablaaaaaaggg dedi :))) Orda mutluyum, %100 kendim gibi olabildigim tek yer orasi, cocuklarin yanī. 

Bazen bu blogu kapatip sifirdan kimsenin beni tanimadigi bir blog acmak istiyorum ama duzenli yazacagima inanmadigim icin boyle bir ise girismedim. Bir gun eskisi gibi hevesim olursa acacagim. 

Boyle..
Gorustugumuz zaman gorusuruz.. 


arka koltuk

"İyi günler, kendine iyi bak." diyerek servisin arka kapısından, valizimi sol elime alıp inmek için basamağa adımımı atmıştım ki,

"Abla, adın ne?" dedi, Türkan.
Şaşırdım, vedalaştık sanıyordum. Kafamı sol omzumun üstünden çevirip "Özlem" dedim.

"Hayatında hep güzellikler olsun. Belki bir gün bir yerde yine karşılaşırız." dedi.

Kısacık arka koltuk muhabbetimizde, tam inmek üzereyken, kalbinden geçenleri kendine saklamayıp benimle paylaşması beni o kadar mutlu etti ki. Teşekkür edip, şans ve başarı diledim üniversite 2. sınıf psikoloji öğrencisi Türkan'a.

Kalbimden bir parça verdim ona, kabul etti, kalbini açtı verdiğim parçayı kalbine koydu. O da tam inmek üzereyken kalbinden bir parça verdi.
O parçanın adı sevgiydi.
Sevgiyle ayrıldık.

Çocuk Kalbi

Ne zaman evden çıksam bazı durumlara ve olaylara şahit oluyorum. Ya görüyorum ya duyuyorum yada olayın içinde kendimi buluveriyorum. Bunların hep bana artısı oluyor. Hayattan canlı canlı kesitler dizisi. Öğreniyorum. Doğruyu da, yanlışı da. Tabi bugün bunu yazıyorsam, yazmamı tetikleyecek bir olaya şahit olduğumu tahmin edersiniz belki. Hemde evden çıkmadan, balkonda kitap okurken. Bir çocuğun ağlama sesini işittim, karşı binanın önünde yüzüstü yerde bir erkek çocuğu. Düşmüş işte, çocuk bu. Düşmeyen çocuk yoktur herhalde. Arkadan babası, babasının arkasından da annesi ve annesinin yanında düşen çocuğun ablası olduğunu düşündüğüm, düşen çocuktan bir kaç yaş büyük duran bir kız çocuğu. Babası düşen çocuğuna yaklaşıp, sağ bileğinden tuttuğu gibi tek hamlede ayağa dikti, "Adam gibi yürü" diye bağırdı ve devam etti. Çocuk hala içli içli ağlıyor annesi ve ablası da yanına geldi. Annesi hiçbirşey demeden yürüdü geçti yanından. "Bir yerin acıyor mu?" sorusunu o abla sordu annesi ve babası ilerlerken. Konuştular, sonra el ele birlikte yürüdüler anne ve babasının ardından. Çocuğun kalbindeki o incinmeyi derinden hissettim.

Üzüldüğünüzde üzüldüğünüzü belli edin, üzüntünüzü bastırıp bağırmayın, kalp kırıcı sözler sarfetmeyin.

Gözlerimiz en güzelini görsün. Kulaklarımız en doğrusunu duysun. Kalplerimiz en iyisini hissetsin.
Şans yanımızdan hiç ayrılmasın.

Görüştüğümüz zaman görüşürüz. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...