Sayfalar

Tanıştım

Bazı akşamlar acaba nasıl öleceğim, diye düşünürdüm. Bu düşünce yalnız kaldığımdan ziyade yalnız hissettiğim zamanlarda aklıma gelirdi. Korkmazdım düşünmekten, fikir yürütmek ilginç gelirdi. Uç fikirlerde boşa dolaşmışım, şimdi kendime bakıyorumda sanki hiç yaşamamışım gibi. Bir trafik kazası. Benim dikkatsizliğim karşı tarafın aşırı hızı ve beklenen son.
Sahi her ölüm sıradan olabilir mi ki hiç?
Her ölüm ardında bir hikaye bırakır, yarım bir hikaye ve dünyada birbirinden farklı milyonlarca yarım kalmış hikaye vardır.
Elbet geçecek, gözyaşları eskisi gibi çok akmayacak ama o kalp ağrısı işte o hep solunda hep orada kalacak.
Hatırlar mısın bilmem.
Radyoda en sevdiğim şarkı çıkmıştı, ben çok mutluydum, şarkıyı bağıra bağıra söylüyordum sonra tünele girdik uzunca bir tünele, çıktığımızda şarkı bitmek üzereydi. İşte tam da öyle bakıyorum sedyedeki Ben'e. En mutlu anında her şeyin yok olup uçması gibi.
Ardımda bıraktığım yarım kalmış tüm hikayeler.
Artık onlar sizin hikayeniz ve hikayeler güzel bitmeyi hakeder. 

Yeniden Başlamak

Güzel bir akşamüstü
Aylardan Nisan
Vanilya kokulu mum
Bahar esintisinin yüzüme vuruşu
Kurbağa sesleri, çocuk sesleri, konuşan insanlar
Seslerin birbirine dokunması
Gökyüzündeki son kızıllık
Kahvedeki son yudum
Belki son nefes
Mum eriyor
Esinti geçiyor
Kurbağalar susuyor
Çocuklar evlerine gidiyor
Son kızıllık yerini maviye bırakıyor
Kahve bitiyor
Hayat yeniden başlamak için
Şimdilik bitiyor...

O Sabah!

O sabah anlamıştım.

Annem her gün olduğu gibi o günde beni okula götürüyordu. Her zaman elimden tutar, okul çantamı kendisi taşırdı. Beni sever ve düşünürdü. Ben daha 7 yaşındaydım ama hayat sahnesinde akıp giden tüm olayların farkındaydım. Gözlerim bakmaz görür, kulaklarım dinlemez duyardı. Şimdi düşünüyorum da büyük insanların bile hala farkına varamadığı çoğu şeyin farkındaydım ben o yaşta.

O sabah..

Annemle karşıdan karşıya geçerken karşımızdan, çöp kutularını karıştırıp geri dönüşümü olan her şeyi taşıdığı iki tekerlekli demir parçasına geçirilmiş çuvalın içine koyan kadın ve yanında benim yaşlarımda bir kız çocuğu geçiyordu. Kadının üstünde yeşil kıyafeti, üstünde kırmızı hırkası, altında uzun bir eteği, ayağında terliği vardı. Saçları koyu sarı ve topluydu. Kızının ise, beyaz bir tişörtü, pembe bir montu, kendisine büyük gelen bir pantolonu ve pembe botları vardı, esmerdi. Annesine bir şeyler söyledi, sanırım yorulmuştu, annesi çuvalın üstüne kızını oturtup ilerideki çöp kutlusuna doğru ilerledi.

Yanımızdan geçtiklerinde kafamı çevirip ona baktım, göz göze geldik. Gözlerinde konuşabildiğini o gün anladım. O da farkındaydı sahnedekilerin. Benim gibiydi. Bakışlarını hiç unutmadım. Şimdi daha iyi anlıyorum yüzündeki ifadeyi. Kabullenişti bu, hayatı sorgulamayı bırakmaktı. Olanı kabul edip mutsuz olmamaktı ama mutluda olamamaktı.

O sabah anlamıştım. Hayat herkese farklı sunuluyordu, yaşamlarımız eşit değildi ve biz çocuklar hayatımızı kendimiz seçemiyorduk. Kim istemez ki ile başlayan tüm cümlelerin sonunu masallar kadar güzel bitirebilirdik elbette.

O sabah anladım ama o bunu benden çok daha önce anlamıştı.

Ve biz daha 7 yaşındaydık.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...