Sayfalar

Çocuk

İnsanlardan uzağım. İçlerindeyim ama yalnızım. Zaten uzun zamandır kendime bile yalnızım. Şimdiki halim, şimdiki ben. Tam olarak bu ben, ben değilim.
Daha çok gülerdi,
daha çok kahkaha atardı,
daha az düşünür,
daha az ağlardı,
daha az özlerdi,
daha çok severdi,
daha çok eğlenir,
daha çok keyif alırdı
eski ben.
Şimdiyse en son ne zaman kahkaha attığımı hatırlamıyorum. Kahkahayı geçtim, en son gerçekten, içten ne zaman güldüm, bilmiyorum. Anlamsızca ağlıyorum. Belki de neden ağladığımı bilip, kendime itiraf edemediğimden daha çok ağlıyorum. Özlem. Özlemek. Özlüyorum. Çünkü; yalnız hissediyorum. Bazen, hayır, çoğu zaman çok sessiz her taraf, herkes. Eski beni çok düşünüp, özlerken şu andan ne keyif alabiliyorum ne de eğlenebiliyorum.
220 metrekarelik koca bir evin salonundaki sekiz kişilik yemek masasında yazıyorum.
Yanımda yalnız.
İçimde.
Bir saat sonra güneş batacak. Koyu gri bulutlar geziyor gökyüzünde. Bahçe katı, boydan cam. Bisikletli bir çocuk geçiyor, çimlerin arasındaki küçük yoldan. Alakasız ama İbrahim Tatlıses’ten Akdeniz akşamları bir başka oluyor şarkısını duyuyorum. Dinlediği şarkıyı herkesle paylaşmak isteyen paylaşımcı arkadaştan. Arabayla birlikte seste uzaklaşıyor. Az önceki bisikletli çocuk yine geçti, mavi kulaklığı vardı. Salıncakta tek başına sallanıyor şimdi.
Birileri seni görüyor, izliyor ama haberin yok. Ya da tam tersi. Ne sinir bozucu bir durum izlenen için. Gri bulutlar gözden kayboldu, yerini beyaz bulutlara ve maviliğe bıraktı. Güneşte gitti, çocukta.
Yarın güneşi tekrar görmek umuduyla.

Görüştüğümüz zaman görüşürüz.


Bir cumartesi sabahı

Bugün Cumartesi.

Bu sabah erken uyandım. Düzenli namaz kılmam ama bazı sabahlar ezan sesini duyupta kılmamak huzursuzluk veriyor bana. Huzursuzlukları ortadan kaldırmak gerekir.
Balkonda dün akşamdan yıkayıp astığım çamaşırlar vardı. Onları topladım. Katlayıp yerine koydum. Ütülenecek altı gömleği de aradan çıkardım. Bulaşık makinesi çok dolmamıştı kısa programda çalıştırdım. Bir kahve yaptım kendime bitmesine çok az kalan kitabımı kitaplıktan alıp okudumbitirdim.
Balkondayım.
Yazıyorum.
Yoldan araba geçmediğinde huzur verici bir sessizlik oluyor sokakta. O zaman tek duyduğumkuşlar ve henüz yıkılmamış olan iki katlı eski bir evin bahçesindeki horozların sesi.
Tam anlamıyla seslere odaklandığımda kuşlar durmadan şark söylüyornakarat kısımlarına kargalar eşlik ediyordu sanki.
Palmiye ağaçlarının rüzgarda nasıl bir ses çıkardığını hiç duydunuz mu?
Ne sakin bir Cumartesi.


Görüştüğümüz zaman görüşürüz.

Mutluluk

“Kimseye gökten yağmıyor mutluluk, sayısız sıkıntı ve soruna rağmen mutlu olmaya çalışıyor insanlar. Dikiş diker gibi, örgü örer gibi, yemek yapar gibi, proje hazırlar gibi hazırlıyor insanlar mutluluklarını.” diyor yazar. Bugün kendim için güzel bir şey yaptım. Birinin bana "hadi" demesini beklemeden.
O an karar verdim, yataktan uyandığım gibi kalktım, hazırlanıp çıktım evden. Sırt çantama bir kitap, bir şişe su, bir tane susamlı bisküvi ve bir örtü koydum. Bisikletimin sepetine koydum çantayı. Bastım pedala. 
Yolumun üstünde bir fırın var orada durup kaşarlı poğaça ve vişneli meyve suyu aldım onları da koydum sepete. Bastım pedala. 
İşte dedim burada oturacağım. Bisikleti demir zinciriyle bir direğe bağladım. İndim merdivenlerden yaklaştım denize, yaklaştıkça sesini daha net duydum. Deniz bir örtü gibiydi, usulca vuruyordu dalgalar kıyıya ve her dalga bir diğerinin aynısıydı. Ne fazla ne de eksik. Çantamdan öyle büyük bir keyifle çıkardım ki örtümü, serdim taşların üstüne. Kitabım, suyum hepsini çıkardım çantadan. İşte bu kadar basit. 

Denizden çıkan bir teyze vallahi belediyeye şikayet edicem bunları dedi, görevliye. Denize girmeden önce topladığı boş bira şişelerinin olduğu poşeti göstererek. 
Elli yaş üstü amcalar yaklaşık 6-7 kişi denize birlikte girdiler, muhabbet ede ede, açıldılar uzaklara.
Balık tutanları seyrettim daha doğrusu tutamayanları demeliyim. Çünkü; her oltayı denizden çekişlerinde, o oltanın ucunda balığı göremedim :)
Minik balıklar var ya hani onları da gördüm denizin üstüne çıkıp, girdiler bildiğin şov yaptılar benim için. Benim içindi biliyorum. Çünkü; ben güzel şeyler görmeyi niyet ettim. 

Başkalarının hayatlarına ne çok özeniyoruz bazen öyle değil mi? Ama hayatımızda bir heyecan, bir farklılık, ufak bir mutluluk yaratmak için hiç bir şey yapmıyoruz. Gelip beni, bizi bulsun birileri ve mutlu etsin diye bekleyip duruyoruz. Bekleme arkadaşım. Kimse gelmeyecek. Sen yapacaksın. Bugün ben kendim için yaptım. Sende başla bir yerden. Kendin için, sevdiklerin için bir farklılık, bir değişiklik yap. Mutlu ol.

Görüştüğümüz zaman görüşürüz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...