Sayfalar

ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Canım Ankara.

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba,

Yazma hevesimin tekrar gelmesini Ankara'ya borçluyum :) Ailemi ziyarete geldim, günlerimiz dolu dolu ve de çok sürprizli geçiyor bu yüzden çok mutluyum. Eski iş arkadaşlarımı ziyaret ettim yeni taşındıkları ofislerinde, eski bir komşumuzun yolu Birlik Mahallesine düşmüş, annemleri aradılar ve geldiler bende onları görmüş oldum, en baba sürpriz ise; 20 yıl önce oturduğumuz evimizi mahallemizi görmeye Sincan'a gittik, evimiz ne yıkılmış, ne de boyanmış bıraktığımız gibi.. O zamanlar binamızın yanında gecekondu vardı kocaman bahçesinde tavuklarla oynardık arkadaşım Emine'nin ailesi yaşardı. Tabi yıkılmış, bina dikilmiş biz de belki hala burdalardır diye gittik kapı ziline bastık. 1 numara açmadı 2 numara da bir kadın çıktı Emine'nin annesi ve babasının isimlerini söyledik 6 numarada oturuyorlar dedi kapı otomatiğini açtı içeri girdik ama evde yoklardı bende küçük bir kağıda not yazıp bırakacaktım sonra karşı komşularının kapısını çaldık o bilir nerede olduklarını diye düşündük, Ayaş'ta ki evlerine gitmişler. Ama üst katta büyük kızları, Emine'nin ablası oturuyormuş. Yukarı çıktık, zili çaldık annem biz 20 yıl önce yan binada oturuyorduk diye söze başladı ve abla direk bana bakıp Özlem dedi, ben gözyaşlarımı tutamadım çok heyecanlandım. Çok ısrar etti içeri girdik biraz oturduk sohbet ettik. O günün akşamında da 1997 yılında vedalaştığım ve bir daha hiç görüşmediğim arkadaşımı aradım ve telefonda konuştuk. Bu günü hiç unutmayacağım. Benim bacağım kesilmişti o yıllarda ve yanımda Emine vardı kanlar içinde kalmıştım. Hala o 12 dikiş izi duruyor, kapanmadı. Telefonda o anı çok net hatırladığından bahsetti bana. Aslında bu anı sadece benim değil, ikimizin anısı, dikiş izi benim vücudumda sadece.

Her akşam, Doğukent yürüyüş yolunda yürüyorum kardeşimle. Yarış yapıyoruz sekerek yürüyoruz, eğleniyoruz. Bazende sabahları yalnız çıkıyorum, çünkü erkenciyim napiiiyiim :)

Bugün 11 Nisan, kardeşimle Seğmenler parkında yürüdük, ordan Kuğulu Park'ta oturduk annemin sabah yaptığı poğaçaları yedik, kuşlarla paylaştık. Sonra Tunalı da ki Porsuk mağazasında dolaştık. Eski tarz kıyafetler satılıyor, severim. Ordan Kızılay Dost Kitabevi'ne gittik ne kadar da büyütmüşler. Ve sonra eve dönüş.

Yarın, 12 Nisan benim doğum günüm. 30 yaşıma giriyorum. Büyüyorum ama hala o komik çocuk içimde tek dileğim o çocuğun beni terk etmemesi. Yarın ailemle Odtü ormanına gideceğiz spor için değil çayımızı alıp geze geze yürüyeceğiz, bir yerde mola verip çayımızı içeceğiz. Akşama da bir pasta keseriz ve ertesi gün Antalya'ya dönüş. Biraz günlük gibi oldu, bu da böyle olsun.

Canım Ankara.

Seni özleyeceğim.


muhabbetin dibi tuttu

Bazı anlar vardır.

Muhabbetin tatlı olduğu.

Masada seninle dalga geçildigi ama senin yine de güldüğün o keyifli anlardan bahsediyorum.

İnsanın 'kendi' olabildiği.. 

Sen gerçek sensin.

Bende de o anlardan var ama anılarımda.

Kendim olabildiğim, istediğim kadar saçmalayabildiğim, masadakilerin ne derler ki diye düşünmelerini düşünmek zorunda kalmadığım, öküz gibi rahatça yemek yiyebildiğim, içimi açabildiğim, içini açanı can kulağıyla dinlediğim, keyif aldığım, sıkıntıdan etrafa veya yan masalara değilde karşımdakinin yüzüne baktığım, hayatı, hayatları anlamaya calıştığım, burnumun dikine gidebildiğim, komiklik yapmaya calışırken daha komik olduğum, güldürdüğüm, güldüğüm, kısaca ben olabildiğim.

Özledim işte.

Ankara’yı..


Son Zamanlarda..

Merhaba Arkadaşlarımmm,

Geçen hafta Perşembe günü Konya'ya gittim, akşamda hızlı trenle Ankara'ya. Hem aile, hem dostlarla özlem giderme ziyareti oldu, cok verimli geçti. Eski iş arkadaşlarıma sürpriz ziyaret yaptım. Hepsi şok oldu, karşılarında beni görünce. Ayy tamam hadi şoktan çıkın yahuuu benim ben diyesim geldii, öyle uzuun uzun şaşkıın şaşkıın bakakaldıklarında :) Sonra lisede tanıştığım, dostluğumuzun hiç kopmadığı bir arkadaşımla buluştum Kızılay'da. Ne derin mevzulara daldık ne derin. Ertesi gün Buketiimle (uçankaravan) buluştum. Birbirimizi çok özlemişiz muhabbet hiç bitmesin istedim. Hatta fotoğraf çekinelim diyecektim, muhabbeti yarıda kesmiyim diye demedim, sonrada unuttum ya! Nasıl fotoğraf cekinmeyi unuturuz biz Bukeeeet :) Bana öyle şirin hediyeler almışki, pembe kağıtlara minik, tatlı notlar yazmış. (Buket kuru kuru hediye vermeyi sevmez, yanına sıcacık, minik notlar iliştirir.)

Eşimin arkadaşının duğününe katıldık Ankara'da. Bizim düğünden sonra gittiğimiz ilk düğündü. Takı töreni merasimi başladığında hep annemle babam o kuyruğa girerdi şimdi ben girdim ya bir değişik geldi, farklı bir histi.

Pazartesi akşamı da döndük. Salı günü ilk kez bir blogger etkinliğine katıldım. Hep görüyordum napıyor bu hanımlar, nasıl geçiyor etkinlik diye düşüneceğime, iletişime geçeyim de bende katılayım dedim iyiki katılmışım. Çok güzel geçti. sabah gazetesinde haber olmusuz

Bende durumlar boyle.. Sizler napıyosunuz, keyfiniz yerinde mi? Nasıl gidiyor hayat?
Konuşalım hadi..

Görüştüğümüz zaman görüşürüz..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...